Buradaki problem “adres alanı” değil aslında. Problem, adresin arkasındaki sistem. Çoğu e-ticaret platformu adresi bir form olarak görür. Oysa adres bir veri problemidir. Eksik, güncel olmayan ya da yanlış eşleşen veri… Hepsi kullanıcı deneyimini doğrudan etkiler.
Konum verisi hataları genellikle küçük görünür. Bir sokak eksiktir, bir bina numarası sistemde yoktur ya da bir mahalle eski adıyla kayıtlıdır. Her biri küçük gibi görünse de sistemin sağlıklı çalışmadığını gösterir ve kullanıcı deneyiminin etkiler.
Üstelik bu sorunlar sadece kullanıcıyı etkilemez. Sipariş verilse bile sorun devam eder. Kurye adresi bulamaz, teslimat gecikir, müşteri destek hattı devreye girer, iade süreci başlar. Yani tek bir veri hatası, zincirleme bir maliyet üretir.
E-ticaret dünyasında herkes daha iyi banner’lar, daha iyi kampanyalar, daha iyi ürün fotoğraflarıyla dönüşüm oranlarını artırmaya çalışıyor; ama çoğu zaman en kritik iyileştirme alanı gözden kaçıyor. Checkout deneyimi ve checkout deneyiminin en zayıf halkası adres girişi.
İyi kurgulanmış bir sistemde kullanıcı adres yazmaz. Adres, kullanıcı yazdıkça tamamlanır. Sistem önerir, kullanıcı seçer. Tek satırda, tek hamlede. Kullanıcı düşünmez, duraksamaz, akış bozulmadan ilerler. Buraya kadar tüm okuduklarınız tek bir soruya çıkıyor.
Bu deneyimi mümkün kılan şey nedir?
Cevap: Altyapı.
Adresin doğru önerilmesi, doğru noktaya eşleşmesi, sistemin hızlı cevap vermesi, verinin güncel olması… Bunların tamamı, arka planda çalışan bir konum servis altyapısına bağlı. Bugün birçok e-ticaret şirketi bu problemi çözmek için harita ve konum servislerini uygulamalarına entegre ediyor; ama burada kritik fark verinin doğruluğu, güncelliği ve hızı noktasında oluşuyor.
Başar Map Server, adres doğrulama, autocomplete, geocoding ve rota servislerini tek bir altyapı altında sunarak bu deneyimi uçtan uca kurgulamayı mümkün kılıyor.