Küçükpehlivan, “CBS ve harita teknolojileri yazılımlarında, yerlilik oranımız yüzde 97’ye ulaştı”

Başarsoft Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Yazılım İhracatı Komite Başkanı Alim Küçükpehlivan, TRT Radyo 1’de Mehmet Çelikyay’ın sunduğu ‘Üreten Türkiye’ programının canlı yayın konuğu oldu.

Programda, Türkiye’de yazılım ve veri teknolojilerinin son yıllardaki evrimi, ihracat potansiyeli ve yapay zeka gibi teknolojik dönüşümler değerlendirildi. Küçükpehlivan, sektördeki hızlı büyümeyi, uluslararası rekabet gücünü artıran yerlilik oranlarını ve genç girişimcilere yönelik destek mekanizmalarına ilişkin görüşlerini dile getirirken, “Bazı kamu kurumlarının yazılımcı alıp, yazılımı kendi bünyesinde yapma eğilimleri sürdürülebilir, ekonomik ve işlevsel bir çözüm değil. Yerli referansların artırılması, Türk yazılımlarının yurt dışına satışını kolaylaştırması açısından da büyük önem taşıyor” dedi.

 

“Bazı kamu kurumlarının yazılımcı alıp, yazılımı kendi bünyesinde yapma eğilimi sürdürülebilir, ekonomik ve işlevsel bir çözüm değil. Dolayısıyla böyle de bir sıkıntımız var. Özellikle kamu kurumlarında bu düşünceden vazgeçilmesi, yerli referansların artırılması lazım.”

“Türkiye’deki firmalar, yabancı rakiplere göre daha hesaplı ve esnek çözümler sunuyor. Amerikalı bir firmanın 1-2 yıl sonra cevap vereceği değişiklik talepleri, Türk firmalarca ertesi sabah çalışır hale getirilebiliyor. Stratejik ve ekonomik bir çözüm olmasının yanı sıra, hızlı çözüm üretmek de tercih edilme sebebi oluyor.”

“Ülke olarak devlet memuru olmaya çalışan ve garanti arayan bir kültürden sıyrılıp; risk alma kültürünü geliştirmeliyiz. Sermaye sahiplerimizde, karlarını arsa-tarla yerine beyine ve Ar-Ge firmalarına yatırım yaparak kullanmalılar. Yani sizin ciddi anlamda beyine de yatırım yapıyor olmanız lazım.”

“Bakanlık, teknoloji ve Ar-Ge şirketlerinden, belirli başlıklarda alacaklarından vazgeçerek; işverene sunulan bu desteğin yüzde 3’ünün ise melek yatırımcı olarak Ar-Ge firmalarına tekrar yatırım yapmalarını öngörüyor. Bu döngü güzel bir örnek aslında. Bu durum, tüm ticaret ve sanayi odaları içinde zorunlu hale getirilmeli.”

Hizmet ihracı kapsamında yazılımın önemi arttı

Türkiye’de yazılım sektörünün, son beş yıldaki en önemli gelişimlerinden birinin, hizmet ihracatı kapsamında desteklenmeye başlaması olduğunu ifade eden Küçükpehlivan, “Yaklaşık 5-6 yıl önce Hizmet İhracatçıları Birliği’nin kurulmasıyla görünmeyen, ancak tüm dünyada hızla büyüyen hizmet sektörünün önemi arttı. Yazılım, artık mal ihracatının neredeyse yarısı kadar bir hacme ulaşan, hizmet ihracatının önemli bir kalemi olarak görülüyor. 2021 yılında Ticaret Bakanlığı bünyesinde kurulan Uluslararası Hizmet İhracatı Genel Müdürlüğü ile sektör özel teşvik altyapısına kavuştu” dedi.

Yerlilik oranımız yüzde 97’ye ulaştı

Özellikle Coğrafi Bilgi Sistemleri ve harita teknolojileri gibi özel alanlarda, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünün arttığını ifade eden Küçükpehlivan, bu alandaki yazılımlarda yerlilik oranının %97’ye ulaştığını ve yeni yaptıkları bir anlaşma ile Dubai’ye yazılım satışı yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin, rakiplerine göre yazılım sektöründe ciddi avantajlar sunduğunu belirten Küçükpehlivan şunları söyledi: “Türkiye’deki firmalar, yabancı rakiplere göre daha hesaplı ve esnek çözümler sunuyor. Amerikalı bir firmanın 1-2 yıl sonra cevap vereceği değişiklik talepleri, Türk firmalarca ertesi sabah çalışır hale getirilebiliyor. Stratejik ve ekonomik bir çözüm olmasının yanı sıra, hızlı çözüm üretmek de tercih edilme sebebi oluyor. Çok büyük bir sermaye birikimine ihtiyaç duymadan iş kurulabiliyor. Gençler bir araya gelip ki biz işte 1997 yılında sıfır sermayeyle Başarsoft’u kurduk. Bugün milyonlarca euro cirosu olan yüzlerce çalışanı olan bir şirket haline geldik.”

Yerli referanslar yurtdışında güven veriyor

Gerek kamu gerekse özel sektördeki dijital dönüşüm süreçleri hakkında da bilgi veren Küçükpehlivan, bu konuda yaşanan olumlu ve olumsuz gelişmelerden de örnekler verdi. Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla birlikte yerli yazılım envanteri çıkarılması çalışmalarının hız kazandığını vurgulayan Küçükpehlivan, Yerli-Kapasite Belgesi verilmesi gibi özel programlar ve Turquality Sertifikasyonunun kendileri için iyi bir zemin oluşturduğunu söyledi. Bu belgeler ile alıcıların ‘yarın kapanırsa ne yapacağım’ kaygısını gidermesinin yanı sıra yerli çözümlere olan güveni de artırdığını belirten Küçükpehlivan, “10 küsur yıldır o program çalışıyor. 50 firma var şu an bu sertifikaya sahip olan. O firmalardan gönül rahatlığıyla yazılım alabilirsiniz. Çünkü dünyanın en büyük danışmanlık şirketleri gelip inceliyorlar o firmaları. Belirli prosedürleri yerine getiriyor olmanız lazım” dedi.

Kamunun da yerli yazılımı tercih etmesinin önemine işaret eden Küçükpehlivan, bu yöndeki eleştirilerini de şu sözlerle dile getirdi: “Bazı kamu kurumlarının yazılımcı alıp, yazılımı kendi bünyesinde yapma eğilimi sürdürülebilir, ekonomik ve işlevsel bir çözüm değil. Dolayısıyla böyle de bir sıkıntımız var. Özellikle kamu kurumlarında bu düşünceden vazgeçilmesi yerli referansların artırılması lazım. Yani ben Türkiye’deki bir enerji dağıtım şirketine ürünümü sattığım zaman, Mısır’daki ya da Bulgaristan elektrik dağıtım şirketlerine de gidebiliyorum. Kendi ülkesinde satmış, örneği var diyor ve güveniyorlar.”

“Yapay zeka ile beyaz yakalılar büyük kırılım yaşayacak”

Yapay zeka ve bulut çözümlerine ilişkin bir soru üzerine ise Küçükpehlivan, bu alandaki gelişmelerin sektör dinamiklerini kökten değiştirdiğinin altını çizerek, Türkiye’nin bu alanda geriden geldiği uyarısında bulundu. İnternet, bilgiye erişilebilirliği sağlarken, yapay zekanın ise artık bilginin üretimi ve tüketimi sürecinde insana olan ihtiyacı ortadan kaldırdığını söyledi. Küçükpehlivan, “Eğer işiniz bilgiyi değiştirmek, dönüştürmek, iletmek ve yorumlamak ise, yapay zeka işinize göz koymuş durumda. Dolayısıyla beyaz yakalılar, mavi yakalıların yaşadığından daha büyük bir kırılım yaşayacak” dedi.

İnsan kaynağında en büyük eksiklik, yabancı dil

Yeni nesil yazılımcıların sektördeki rollerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Küçükpehlivan, insan kaynağındaki en büyük eksikliğin ise yabancı dil konusunda olduğunu söyledi: “Size bir şey satmaya geliyorlar. Sizin de onlara bir şey satmaya gidebilmeniz için onların dünyasını tanıyor, biliyor ve anlıyor olmanız lazım. Bu da yapay zekayla çeviri ile olmaz. O adamın esprisine gülebilmeniz, sohbet edebilmeniz, o dille espri yapabilmeniz lazım. İnsanlar güvenle ilişki kurar.”

“Risk alma kültürünü geliştirmeliyiz”

Küresel büyüme hedefi için, başta İngilizce olmak üzere, yabancı dilin en başta çözülmesi gereken bir temel sorun olduğunu ifade eden Küçükpehlivan, ülkemizde girişimcilik potansiyelinin yüksek olduğunu, ancak yüksek faizler ve belirsiz ekonomik durumlar nedeniyle yatırımcı profilinin yetersiz kaldığını söyledi. Bu konuda bir zihniyet değişimi gereğine de vurgu yapan Küçükpehlivan, “Ülke olarak devlet memuru olmaya çalışan ve garanti arayan bir kültürden sıyrılıp; risk alma kültürünü geliştirmeliyiz. Sermaye sahiplerimizde, karlarını arsa-tarla yerine beyine ve Ar-Ge firmalarına yatırım yaparak kullanmalılar. Yani sizin ciddi anlamda beyine de yatırım yapıyor olmanız lazım” dedi.

Bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının örnek bir uygulaması olduğunu belirten Küçükpehlivan, şunları söyledi: “Bakanlık, teknoloji ve Ar-Ge şirketlerinden, belirli başlıklarda alacaklarından vazgeçerek; işverene sundukları bu desteğin yüzde 3’ünün ise melek yatırımcı olarak Ar-Ge firmalarına tekrar yatırım yapmalarını öngörüyor. Bu döngü güzel bir örnek aslında. Bu durum, tüm ticaret ve sanayi odaları içinde zorunlu hale getirilmeli.”