Başarsoft Genel Müdürü Dr. Tuncay Küçükpehlivan;
“Elektrik dağıtımında dijitalleşme verimlilik, sürdürülebilirlik ve güvenlik açısından bir zorunluluk”
Başarsoft Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Dr. Tuncay Küçükpehlivan, Endüstri Radyo’da Çetin Ünsalan’ın sunduğu ‘İşte Bunu Konuşalım’ programının canlı yayın konuğu oldu.
Türkiye’nin elektrik dağıtım altyapısında, son yıllarda yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği programda konuşan Küçükpehlivan, EPDK’nın yerli yazılım teşvik programlarından, enerji depolama sistemleri üzerinden sağlanacak tasarruf modellerine kadar, sektörle ilgili pek çok konuda soruları cevaplandırdı.
“Başarsoft olarak bizde yerli yazılım geliştirilmesinde yer alıyoruz. Şu anda yavaş yavaş bu yazılımlar ortaya çıkıyor. Önümüzdeki günlerde bunların yaygınlaştırılması olacak. Bu dönüşümün tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 250 milyon dolarlık tasarruf hedefleniyor. Ayrıca bu sayede şirketler lisans maliyetlerine bağımlı olmaktan çıkacak.”
“Enerji yönetiminde en kritik adım, akıllı sayaç dönüşümü. Önümüzdeki birkaç yıl içinde abonelerin büyük bölümünün, akıllı sayaçlarla donatılması planlanıyor. Bu dönüşüm sayesinde Türkiye genelindeki tüketim, şehirden mahalleye kadar canlı olarak izlenebilecek.”
“Eğer tüketici tarafındaysanız, tüketiminizin nasıl bir profiliniz izlediğini, hangi zamanlarda tüketim yaptığınızı; eğer o saatlerdeki enerji fiyatlarını takip edebilecek bir yapınız varsa, kendi enerji tasarrufunuzu sağlayabilecek ticari yapılanmayı kurabilirsiniz.”
“Enerjiye salt tasarruf açısından değil; savaş ya da siber saldırı gibi büyük çaplı bir kesinti karşısında da hayatın devamı açısından da bakılmalı. Ana şebekeden bağımsız çalışabilecek, mikro şebeke yapılarının oluşturulması öneriliyor.”
Ünsalan’ın, “Enerji dağıtımının dijitalleştirilmesinde mevcut durumumuz ve ihtiyaçlarımız üzerine neler söylersiniz?” sorusu üzerine Küçükpehlivan, özelleştirme öncesi dönemde dağıtım şebekelerinin neredeyse hiçbir dijital veriye sahip olmadığını söyledi. Küçükpehlivan, “Kayıp-kaçak takibi sağlıklı yapılamıyordu. Özelleştirmeyle birlikte EPDK’nın zorunlu dijitalleşme adımları, tüm şebekenin kayıt altına alınmasını şart koştu. Bu zorunlulukla birlikte tüm şebekenin dijitalleşmesi, kayıpların kayda alınması ve arızaların harita üzerinde anlık izlenebilir hale gelmesi sağlandı. Türkiye bu alanda özellikle son 15 yılda ciddi bir sıçrama yaptı” diye konuştu.
Türkiye’nin toplam elektrik dağıtım hattının 1,5 milyon kilometreye, abone sayısı ise 51,5 milyona ulaşmış durumda olduğunu söyleyen Küçükpehlivan, bu süreçte direklerden trafolara, bağlantı noktalarından arıza verilerine kadar milyonlarca unsurun, dijital ortama aktarıldığını ifade etti. Bugün şebekenin büyük kısmının, sayısal haritalar üzerinden takip edilebildiğine dikkat çeken Küçükpehlivan, şunları söyledi: “Diyelim ki herhangi bir yerde bir bakım çalışması yapacaksınız. O bakım çalışması için bir kesinti yaptığınızda, hangi abonelerin bu kesintiden etkileneceğini görmek istiyorum. Bu durum, arka tarafta ciddi bir çalışma gerektiriyor. Yani siz sayısal harita üzerinde bir işlem yaptığınızda, bütün etki ve sonuçlarını görebilmeniz lazım. Bu şebekenin dijital ikizinin oluşturulması demek.”
Akıllı sayaçlarla tüketim anlık izlenecek
Enerji yönetiminde en kritik adımın, akıllı sayaç dönüşümü olduğuna dikkat çeken Küçükpehlivan, önümüzdeki birkaç yıl içinde, abonelerin büyük bölümünün akıllı sayaçlarla donatılmasının planlandığını belirtti. Bu dönüşüm sayesinde Türkiye genelindeki tüketim, şehirden mahalleye kadar canlı olarak izlenebileceğini vurgulayan Küçükpehlivan, “Böylece tüketim artışlarının önceden tespit edilip, depolama sistemleri ve mikro şebekelerle daha düşük maliyetle çözüm üretilmesi hedefleniyor. Dolayısıyla bu tür analizleri yapmak için bile, bu dijital altyapının oluşturulması lazım. Çünkü işlem yapılmadan önce o işlemin ne kadara mal olacağı, maddi olarak ne kadar bir yatırım gerektireceği, alternatif yatırımlar arasında en optimum yatırımın hangisi olacağı gibi sorular, dijital ortamda hesaplanabilir, izlenebilir hale gelecek” dedi.
Yerli yazılımla 250 milyon dolarlık tasarruf
Türkiye’deki bütün elektrik dağıtım şirketlerinin, aynı düzeyde dijitalleşmeye sahip olmadığını ifade eden Küçükpehlivan, yazılımların yerlileştirmesi ile ilgili bakanlığın da izlediği bir politika olduğunu söyledi. Dağıtım şirketlerinde kullanılan yabancı yazılımların lisans ücretlerinin aşırı derecede yüksek olduğuna vurgu yapan Küçükpehlivan, bu yazılımların yerine, yerli ikamelerinin geliştirilmesinin söz
konusu olduğunu ifade etti. EPDK’nın yerli yazılım geliştirme programı kapsamında elektrik dağıtım sektöründe kullanılan ne tür yazılımlar varsa, tamamının yerli yazılımlarla ikamesi konusunda bir teşvik programı başlattığını belirten Küçükpehlivan, “12 başlıkta çalışmalar sürüyor. Başarsoft olarak bizde yerli yazılım geliştirilmesinde yer alıyoruz. Şu anda yavaş yavaş bu yazılımlar ortaya çıkıyor. Önümüzdeki günlerde bunların yaygınlaştırılması olacak. Bu dönüşümün tamamlanmasıyla, yıllık yaklaşık 250 milyon dolarlık tasarruf hedefleniyor. Ayrıca bu sayede şirketler lisans maliyetlerine bağımlı olmaktan çıkacak ve Türkiye bu alanda da yazılım ihracatçısı haline gelebilecek” dedi.
Ünsalan’ın, “Yatırımlar bazında reel sektörün nelere dikkat etmesi gerekir?” sorusu üzerine, Küçükpehlivan, reel sektörün yatırım yapabilmesi için elektriğin hayati önemde olduğuna dikkat çekti. Sürekli kesintilerin olduğu bir ortamda iş yapamazsınız diyen Küçükpehlivan, “Yani ofisinizde elektrik gitti ve ne zaman geleceği belli değil. Yüzlerce kişiyi aynı ofiste tutamazsınız, çalışamazsınız, internetiniz olmaz. Enerji Bakanlığı’nın da zaten regülasyonları var; şu sürenin ya da sayının üstünde kesinti yapamazsınız diye. Vatandaş veya sanayiciler olarak bu tür kesintilerin yaşanması durumunda, doğrudan EPDK’ya talepte bulunabiliyorsunuz. Ben burada böyle bir zarar görüyorum diye. Dağıtım şirketleri de bu eksikliği gidermek ve enerjinin sürekliliğini sağlamak durumundalar” diye konuştu.
“Enerji tüketimi tahminlenebilir ve planlanabilir hale geliyor”
Enerji üretimi ve yönetiminin ciddi bir sektör haline geldiğini belirten Ünsalan, “Bu konuda strateji belirlerken neler yapılabilir? sorusuna cevaben Küçükpehlivan, enerji üretimi ve hatta depolanması konusunun, önümüzdeki günlerde ciddi bir yatırım ve tasarruf imkanı ortaya çıkaracağını söyledi. Küçükpehlivan, “Fabrikanızda kurulacak bir depolama sistemi ile elektrik fiyatının yüksek olduğu dönemlerde ciddi tasarruf sağlayabileceksiniz. Yine kendi ihtiyacınızdan fazla yatırım yaptığınızda, bunu sunabileceğiniz yerleri ve müşterileri de aslında oradan görebileceksiniz. Enerjide artık tüketim tahminlenebilir ve planlanabilir hale geliyor” dedi.
Ünsalan’ın, “İşin arz tarafı tamam; ancak bir reel sektör mensubu gibi düşünüldüğünde, minimum dijitalleşme seviyemiz ne olması lazım?” sorusu üzerine ise Küçükpehlivan, işletmelerin artık kendi tüketim profillerini bilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Küçükpehlivan, “Eğer tüketici tarafındaysanız, tüketiminizin nasıl bir profiliniz izlediğini, hangi zamanlarda tüketim yaptığınızı, o saatlerdeki enerji fiyatlarını takip edebilecek bir yapınız varsa, kendi enerji tasarrufunuzu sağlayabilecek altyapıyı veya ticari yapılanmayı kurabilirsiniz” dedi. Üretim alanı üzerine kurulabilecek bir güneş enerji sisteminin, çok büyük tasarruf sağladığını belirten Küçükpehlivan, gündüz tüketimi yüksek işletmeler için güneş enerjisinin, gece yükü yüksek olanlar içinse depolama sistemlerinin büyük fırsat sunduğunu söyledi. Küçükpehlivan, “Enerji maliyetleri anlık dalgalanıyor. Bu dalgalanmaları yönetebilen işletmeler ciddi tasarruf sağlar” dedi.
“Biraz daha bekleyelim dönemi çoktan bitti”
Enerjinin stratejik bir başlık olduğunu hem sanayi hem de dağıtım şirketleri için ‘biraz daha bekleyelim’ döneminin çoktan bittiğini ifade eden Küçükpehlivan, bu yüzden enerjiye salt tasarruf açısından değil, savaş ya da siber saldırı gibi büyük çaplı bir kesinti karşısında da hayatın devamına ilişkin tedbirlerin alınması konusuna da dikkat çekti. Küçükpehlivan, “Büyük çaplı bir kesinti karşısında kendi başınıza hayatta kalabileceğiniz şekilde, ana şebekeden bağımsız çalışabilecek mikro şebeke yapılarının oluşturulması öneriliyor. Yazılım sanayisinde biz de elimizden geldiğince yeşil dönüşüme katkıda bulunmak için güneş enerjisi yatırımları yapıyoruz. Biz elektriğimizi gece tip değil, genelde gündüz
tüketiyoruz; ancak gece tüketenler için de güneş enerjisini depolayan bir altyapı kurduklarında hem elektrikten tasarruf edebilecekler hem de güvenli çalışabilmeleri mümkün olabilecek” dedi.
